<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbet Siir Hikaye Ask Mesajlar &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.senbaskasin.net/kategori/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.senbaskasin.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Feb 2010 03:58:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>röntgen çektirmeyin</title>
		<link>http://www.senbaskasin.net/rontgen-cektirmeyin.html</link>
		<comments>http://www.senbaskasin.net/rontgen-cektirmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:53:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[röntgen çektirmeyin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.senbaskasin.net/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[ 

Gebeliğin ilk üç ayında röntgen çektirilmesinin, çocuklarda halk arasında kan kanseri olarak bilinen löseminin gelişmesinde önemli bir risk faktörü olduğu bildirildi.
Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tansu Sipahi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, löseminin yeni teknolojik gelişmelerin kullanılmasıyla birlikte tedavi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span> </span></p>
<p><span><a href="http://www.senbaskasin.net/wp-content/uploads/2010/02/466_gebelik_.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-30" title="466_gebelik_" src="http://www.senbaskasin.net/wp-content/uploads/2010/02/466_gebelik_-300x159.jpg" alt="" width="300" height="159" /></a></span></p>
<p><span>Gebeliğin ilk üç ayında röntgen çektirilmesinin, çocuklarda halk arasında <strong>kan kanseri </strong>olarak bilinen löseminin gelişmesinde önemli bir risk faktörü olduğu bildirildi.</span></p>
<p>Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı <strong>Prof. Dr. Tansu Sipahi</strong>, AA muhabirine yaptığı açıklamada, löseminin yeni teknolojik gelişmelerin kullanılmasıyla birlikte tedavi edilebilen bir kan hastalığı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Löseminin, vücuttaki kanser önleyici veya kanser yapıcı genlerdeki bazı bozukluklar sonucu ortaya çıktığını anlatan Sipahi, anormal hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalarak diğer organlara yayıldığını belirtti.</strong></p>
<p>Sipahi, halsizlik, iştahsızlık, zayıflama, solukluk, kemik ağrısı, baş ağrısı, kusma, düşmeyen ateş, deride morluklar veya küçük kırmızı kanama odakları, burun ve diş etlerinden kanama, karın ağrısı, karında şişlik, karaciğer ve dalakta büyüme, lenf bezlerinde büyüme, kol ve bacak ağrılarının hastalığın önde gelen belirtileri olduğunu ve löseminin tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanabildiğini vurguladı.</p>
<p>Löseminin, çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 35&#8242;ini oluşturduğunu ifade eden Sipahi, genellikle akut lösemilerin çocuklarda, kronik lösemilerin ise yetişkinlerde görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Sipahi, &#8220;Akut lenfoblastik lösemi, 15 yaş altındaki çocuklarda gözlenen lösemilerin yüzde 80&#8242;ini oluşturmaktadır. Akut myeloblastik lösemi de 15 yaş üzerindeki lösemilerin yüzde 80&#8242;inden ve 15 yaş altındaki lösemilerin yüzde 20&#8217;sinden sorumludur&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Genlerdeki bozulma</strong></p>
<p>Löseminin kesin olarak nedeninin bilinmediğini, ancak genetik bir hastalık olduğunu, genlerdeki bazı bozukluklar sonucu ortaya çıktığını ifade eden Sipahi, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Bu bozulmayı kolaylaştıran bazı faktörler vardır. Bunlar arasında atom bombası patlaması, nükleer reaktör kazaları, bazı virüsler, bazı kimyasal maddeler, benzin, petrol ürünleri ve bazı genetik hastalıklar sayılabilir. Lösemi oluşması ile yiyecekler arasında bu güne kadar kesin olarak gösterilebilmiş bir ilişki yoktur. Ancak annenin gebeliğinde sigara, alkol ve uyuşturucu kullanma gibi kötü alışkanlıklarının olması, <strong>gebeliğin ilk üç ayında röntgen çektirmesi gibi durumlar lösemi gelişmesinde risk faktörleri olarak kabul edilmektedir. Gebeliğin ilk üç ayında röntgen çektirilmesi, anne karnındaki bebek için risklidir. Çünkü, anne karnındaki bebek, hızlı bölünen hücreler nedeniyle radyasyona daha duyarlıdır. DNA kırıklarına bağlı olarak da lösemi gelişebilir. </strong>Ancak bunun bir dozu yok. Tamamen rastlantısal, tek bir dozla da olabilir, birçok dozla da&#8230;&#8221;</p>
<p>Sipahi, röntgen çekildikten sonra hasarı tespit için yapılabilecek bir test bulunmadığına dikkati çekerek, burada anne adayının röntgen ışınlarını direkt mi yoksa birinin yanında dururken mi aldığının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Sipahi, &#8220;Anne adayına röntgen ışınlarını hangi bölgeye aldığını ve kaç film çekildiğini soruyoruz. Buradan tahmini bir doz hesaplaması yapılıyor. Ona göre gebeliğin sonlandırılmasına karar veriliyor&#8221; dedi. Bu durumun en sık hamile olduğunu bilmeyenlerde görüldüğünü anlatan Sipahi, gebeliğin sonlandırılması oranının çok olmadığını belirterek, &#8220;Bunlar basit röntgen filmleri için geçerli. Bilgisayarlı tomografi çekimi daha farklı olabilir. Karınla ilgili yapılan bilgisayarlı tomografide bir kadının aldığı doz çok fazla olduğu için gebelik sonlandırılabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Tedavi sürecinde yakın takip şart&#8221;</strong></p>
<p>Çocukluk çağı akut lösemilerinin genellikle yüzde 75-80 oranında tedavi şansına sahip olduğuna ve bazı lösemi tiplerinde oranın yüzde 90&#8242;ın üzerine çıkabildiğine işaret eden Sipahi, tedavinin ancak Çocuk Kan Hastalıkları bölümü bulunan tam donanımlı bir hastanede yapılabildiğini vurguladı.</p>
<p>Hastaya öncelikle destek tedavisi, ardından kansızlığına yönelik kırmızı kan hücreleri transfüzyonu, enfeksiyonlara karşı antibiotik tedavisi verildiğini anlatan Sipahi, &#8220;Farklı tedavi protokolleri uygulanmaktadır ve tüm yöntemlerde lösemik hücrelerin ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Fakat bu hücreler yok edilirken kişinin kendi faydalı hücreleri de yok olmaktadır. <strong>Çocukların saçları dökülmekte, ağızlarında, bağırsaklarında yaralar açılmakta, bulantı, kusma, halsizlik, iştahsızlık olabilmektedir&#8221;</strong> diye konuştu.</p>
<p>Sipahi, yaklaşık üç yılı bulan tedavi sürecinde çocukların çok yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Radyoterapinin de bazı lösemi tiplerinde, sinir sistemi, beyin, üreme organları tutulumu gibi kemik iliği dışındaki organların tutulumu olduğunda uygulandığını anlatan Sipahi, çocukluk çağındaki hastalarda beyin tutulumu yoksa beyin-omurilik sıvısına çeşitli ilaçlar verilerek ışın tedavisine gerek kalmadığını söyledi.</p>
<p>Sipahi, yoğun protokollere cevap vermeyen veya hastalığı nükseden kişilerde hastalarda kemik iliği naklinin önerildiğini belirterek, &#8220;Ülkemizde de kemik iliği nakli başarıyla yapılmaktadır. Löseminin cinsine ve vericinin uygunluğuna göre değişmekle birlikte yüzde 40 ile yüzde 80 oranında başarı elde edilmektedir&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.senbaskasin.net/rontgen-cektirmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alışveriş Hastası olmayın</title>
		<link>http://www.senbaskasin.net/alisveris-hastasi-olmayin.html</link>
		<comments>http://www.senbaskasin.net/alisveris-hastasi-olmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:52:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Hastası]]></category>
		<category><![CDATA[olmayın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.senbaskasin.net/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[
İngiltere&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre, kadınlar alışveriş yaparken 385 kalori yakıyor ve haftada ortalama 2,5 saatlerini bu iş için harcıyorlar.
Ülkenin popüler Debenhams mağazaları tarafından yaptırılan ve 2 bin deneğin katıldığı araştırmaya göre, indirimi yakalamak için alışverişte yılda toplam 250 kilometreye yakın yol kateden kadınların yarısından biraz fazlası, bir alışveriş gününden sonra kendilerini spor salonunda egzersiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/466_alisveris_kadin.jpg" alt="" width="466" height="248" /></p>
<p><span>İngiltere&#8217;de yapılan <a onmouseover="showAd('24498','100086' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bir</strong></span></a> araştırmaya göre, kadınlar alışveriş yaparken <strong>385 kalori </strong>yakıyor <a onmouseover="showAd('24501','101217' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> haftada ortalama 2,5 saatlerini bu iş için harcıyorlar.</span><img src="http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1266102154640&amp;ids=(7566,24498,100086),(7566,24501,101217),(7566,24534,100134),(7566,24508,101313),(7566,24500,102351)" border="0" alt="" width="0" height="0" /></p>
<p>Ülkenin popüler Debenhams mağazaları tarafından yaptırılan ve 2 bin deneğin katıldığı araştırmaya göre, indirimi yakalamak için alışverişte <strong>yılda toplam 250 kilometreye</strong> yakın yol kateden kadınların yarısından biraz fazlası, bir alışveriş gününden sonra kendilerini <a onmouseover="showAd('24534','100134' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>spor</strong></span></a> salonunda egzersiz yapmaktan daha yorgun hissettiklerini belirtiyor.</p>
<p>İngiliz basınında yer alan araştırmaya göre, kadınların alışveriş sırasında ortalama 4,7 km yol katetmelerine ve mağazaları taramak için haftada 2,5 saat harcamalarına karşın, erkekler ortalama 2,4 km yol katediyor ve haftada 50 <a onmouseover="showAd('24508','101313' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>dakika</strong></span></a> sarf ediyor.</p>
<p>Kadınlar alışveriş sırasında doktorlar tarafından tavsiye edilen günlük 10 bin adımın dörtte üçüne yakınını yerine getirerek, <strong>7 bin 305 adım </strong>atıyor. Araştırmaya katılan 10 kadından 9&#8242;u, büyük bir alışveriş için eşofman veya rahat ayakkabılar giydiğini açıklarken, üçte ikisi bunu geçerli bir sportif egzersiz olarak görmediğini belirtiyor.</p>
<p>Denek kadınların üçte biri haftada bir kez &#8220;ciddi&#8221; alışveriş yaptığını, 10 kadından 8&#8242;i de arkadaşlarıyla gittiğinde daha uzun alışveriş yaptığını ve daha çok gezdiğini kabul ediyor. Kadınların yüzde 45&#8242;i de <a onmouseover="showAd('24500','102351' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ara</strong></span></a> ve mola vermeden <strong>&#8220;yıkılana dek alışveriş&#8221;</strong> yaptığını söylüyor.</p>
<p>Araştırmanın verilerine göre, haftada iki kez alışveriş yapan kadınların, <strong>ayda 2 kiloya yakın kilo kaybetmelerini</strong> sağlayacak kadar &#8220;egzersiz&#8221; yapmış gibi olacakları hesaplanıyor. Düşük kalorili bir tatlı üreticisi tarafından bu konuda yapılan bir başka araştırmada da uzmanlar kadınların rafları taradıkları <strong>her beş dakikada beş kalori, yılda yaklaşık 48 bin kalori </strong>yaktıklarını hesap ediyorlar.</p>
<p>Bunun günlük 1940 kalori alımı tavsiye edilen kadınların 25 gününe bedel olduğu belirtiliyor. 3 bin kişinin katıldığı bu araştırmada da kadınlar, ayda 11 kez alışverişe çıktıklarını ve yaklaşık 13 saat harcadıklarını açıklıyorlar. Araştırmacılar, <strong>3 saatlik bir alışverişin 495 kalorilik bir Big Mac hamburgeri, iki saatlik alışverişin de 283 kalorilik kremalı bir kahveyi yakabileceğini</strong> hesaplıyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.senbaskasin.net/alisveris-hastasi-olmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ciddi bir sağlık tehdidi</title>
		<link>http://www.senbaskasin.net/ciddi-bir-saglik-tehdidi.html</link>
		<comments>http://www.senbaskasin.net/ciddi-bir-saglik-tehdidi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:50:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi bir]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.senbaskasin.net/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[
Dünyada genç kızlar ve kadınlar arasında kanser hastalığından kaynaklanan ölümlerin ikinci en büyük nedenini oluşturan rahim ağzı kanserine (serviks kanserine) karşı mücadelede çok önemli bir adım atıldı. Araştırmacı ilaç firması GlaxoSmithKline, 3 doz olarak ugulanan rahim ağzı (HPV) kanseri aşısının doz fiyatını 129.37 TL’ye indirdi. Böylece tüm dünyada ve Türkiye’de aşıya erişim artabilecektir.
GSK Türkiye Genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/466_rahim_Agzi.jpg" alt="" width="466" height="248" /></p>
<p><span>Dünyada genç kızlar ve kadınlar arasında <strong>kanser hastalığından kaynaklanan ölümlerin ikinci en büyük nedenini oluşturan rahim ağzı kanserine (serviks kanserine)</strong> karşı mücadelede çok önemli bir adım atıldı. Araştırmacı ilaç firması GlaxoSmithKline, 3 doz olarak ugulanan rahim ağzı (HPV) kanseri aşısının doz fiyatını <strong>129.37 TL’ye </strong>indirdi. Böylece tüm dünyada ve Türkiye’de aşıya erişim artabilecektir.</span></p>
<p>GSK Türkiye Genel Müdürü Yiğit Gürçay konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>
<p>“GSK olarak, bütün kadınların rahim ağzı kanserine karşı korunma hakkı olduğuna inanıyoruz. GSK’nın dünya çapında benimsediği bu yaklaşım sonucunda ülkemizde de rahimağzı kanseri (HPV) aşısına erişimin artmasına ve bunun sonucunda hastalıktan yaşamlarını yitirenlerin sayısı düşerken, rahim ağzı kanserinin Türkiye’nin sınırlı kaynakları üzerindeki baskısı ve ekonomik faturasının da azalmasına katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz.”</p>
<p><strong>Kadınlar için en ciddi sağlık sorunlarından biri</strong></p>
<p>Dünyada <strong>her yıl 510.000 kadını </strong>etkilediği tahmin edilen hastalıktan yılda 288.000 kişi yaşamını yitiriyor.<strong> Türkiye’de ise her gün 4 kadına rahim ağzı kanseri teşhisi konulmakta </strong>ve her gün iki kadın bu hastalıktan ölüyor.</p>
<p>Bugüne kadar HPV virüsünün yaklaşık 100 türü tespit edildi. Bunların 15’i rahim ağzı kanserine yol açabilmektedir.</p>
<p><strong>Rahimağzı (Serviks) Kanseri Hakkında:</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri (serviks kanseri), tüm dünyada kadınlarda en sık görülen ikinci kanser tipidir. Tüm dünyada, her iki dakikada bir, rahim ağzı kanseri nedeni ile bir kadın yaşamını yitirmektedir. Meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen kaybedilen yaşam yılı olarak bakıldığında rahim ağzı kanseri, meme kanserinin önünde yer almaktadır.</p>
<p><strong>Rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık %100’üne (%99,7) “İnsan Papilloma Virüs” türleri (HPV) yol açmaktadır. </strong>Bunlar çok yaygın görülen, belirti göstermeyen ve oldukça bulaşıcı, kılıfsız DNA virüsleridir. Tüm dünyada kadınların yüzde 80’den fazlasının yaşam süreleri içinde HPV virüsü enfeksiyonu yaşayacağı tahmin edilmektedir. Bugüne kadar <strong>HPV virüsünün yaklaşık 100 türü tespit edilmiştir</strong>. Bunların 15’i rahim ağzı kanserine yol açabilmektedir. Dünyada rahim ağzı kanseri vakalarının %70’ine HPV16 ve 18 virüs tipleri yol açmaktadır. Bu ikisinden sonra en yaygın görülen HPV tipleri 45, 33 ve 31’dir.</p>
<p><strong>Rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) rastlanan her kadında HPV bulunur, ancak her HPV bulunan kadında bu kanser türü gelişmeyebilir.</strong> Yardımcı faktörler HPV enfeksiyonunun kansere dönüşmesinde önemli rol oynamaktadır. Kansere yol açan HPV ile enfekte kadınlarda rahim ağzı kanseri ile ilişkili faktörler şöyle sıralanmaktadır:</p>
<p>• Erken yaşta cinsel ilişki,<br />
• Çok sayıda gebelik,<br />
• Sigara kullanımı,<br />
• Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık geçirmiş olmak .</p>
<p>HPV enfeksiyonu kolayca bulaşabilmektedir. Bunun için cinsel ilişki şart değildir, cildin cilde temas ile de bulaşmaktadır. Kondom kullanılması riski azaltmakla birlikte, tamamen koruyucu değildir.</p>
<p>Aşılanmayla birlikte düzenli pap smear taraması yapılması bu hastalıktan korunmak için en ideal yoldur. Aşılar öncelikli koruma yöntemi olarak uygulanmaktadır. Hastalık gelişen kişilerde tedavi yolu ile hastalığın inatçı hale gelmesinin önlenmesi ise sekonder korunma yöntemidir. Özellikle yaygın tarama programları olmayan ülkelerde <strong>aşı, rahim ağzı (serviks) kanserinin önlenmesinde çok önemlidir. </strong></p>
<p>Multidisipliner olan rahim ağzı kanseri tedavisinde aşağıdaki yöntemler uygulanmaktadır:</p>
<p>• Cerrahi tedavi<br />
• Radyoterapi<br />
• Kemoterapi<br />
• Rehabilitasyon<br />
• Palyatif bakım</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.senbaskasin.net/ciddi-bir-saglik-tehdidi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek taşı erken doğum nedeni</title>
		<link>http://www.senbaskasin.net/bobrek-tasi-erken-dogum-nedeni.html</link>
		<comments>http://www.senbaskasin.net/bobrek-tasi-erken-dogum-nedeni.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:49:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek taşı]]></category>
		<category><![CDATA[erken doğum]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.senbaskasin.net/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[
Hamilelikte görülen böbrek taşı rahatsızlığı önlem alınmazsa erken doğuma bile sebep olabiliyor. Damla Üroloji ve Böbrek Taşı Kırma Merkezi Medikal Direktörü Dr. Murat Bağışgil konu ile ilgili olarak &#8220;Kadınlarda böbrek taşı görülme oranı erkeklere göre son yıllarda çok daha fazla artmıştır. 1960 yılında erkek kadın oranı 5/1 iken günümüzde eşittir. Anne adayları, hamilelik öncesinde mutlaka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/466_bobrektasi.jpg" alt="" width="466" height="248" /></p>
<p><span><strong>Hamilelikte görülen böbrek taşı rahatsızlığı önlem alınmazsa erken doğuma bile sebep olabiliyor.</strong> Damla Üroloji ve Böbrek Taşı Kırma Merkezi Medikal Direktörü Dr. Murat Bağışgil konu ile ilgili olarak &#8220;<strong>Kadınlarda böbrek taşı görülme oranı erkeklere göre son yıllarda çok daha fazla artmıştır. </strong>1960 yılında erkek kadın oranı 5/1 iken günümüzde eşittir. Anne adayları, hamilelik öncesinde mutlaka taş kontrolü yaptırmalılar. Erken teşhis kötü sürprizlerle karşılaşma ihtimalini büyük oranda ortadan kaldırıyor.&#8221; dedi.</span></p>
<p>Dr. Murat Bağışgil,&#8221;Böbrek taşı görülme oranı normalde %2-3 tür; her yıl da yaklaşık 10 kişiden birinde taş hastalığı oluşmaktadır. Hamilelikte bu oranda değişiklik olmaz. Üriner taşlar gebelikte ağrılara, enfeksiyonlara, ara ara hastaneye yatma gereğine hatta erken doğuma bile neden olabiliyor.” Şeklinde konuştu.</p>
<p>Taş oluşma sebebi hamilelerde, hamile olmayanlarla aynı olarak görülüyor. Bunlar; <strong>kronik idrar yolu iltihapları, ailevi yatkınlık </strong>gibi sebeplerdir. Taşların çoğu kalsiyum içerir. Hamilelik ilerledikçe daha sık görülür. İlk 3. ayda nadirdir. Taşlar daha sıklıkla sağda fakat her iki tarafta da gelişebilir. <strong>Hamilelikte böbrek taşı kırma operasyonunu gerçekleştirmek mümkün değildir</strong>, bu nedenle kişide taş olasılığı varsa gebe kalmadan taşların temizlenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Dr. Murat Bağışgil; hastaların belirgin olmayan karın ve bel ağrısı ile birlikte şiddetli ağrı ile hastaneye başvurduklarını söylüyor. Böbrek enfeksiyonuna benzeyen bulantı, kusma, ateş, yan ağrısı gibi bulgular olabilir. Klinik tanı zor olabilir. Apandisit ve erken doğum zannedilebilir veya gebelik ağrısı olarak değerlendirilip taş olasılığı göz ardı edilebilir. <strong>Taşın tedavi edilmediği durumlarda ağrı uterus kasılmalarını başlatıp erken doğuma neden olabilir</strong>. Bu nedenle teşhiste ultrasonun yeri çok önemlidir.</p>
<p>Dr. Murat Bağışgil, &#8220;1950’li yıllarda kadınlarda taş görülme sıklığı erkeklere oranla 5te 1 iken günümüzde bu oran 2’de 1’e yükselmiştir. Dolayısıyla kadınlar da risk grubuna fazlaca girmiş bulunuyorlar. Dile getirmesi zor da olsa gebelikteki taş hastalığının bazı durumlarında şiddetli ağrı ile birlikte düşükler görülebilir. Bu nedenle tüm hamileler hamilelik öncesi mutlaka taş kontrolü yaptırmalıdır.’’</p>
<p>Gebeliğin herhangi bir döneminde böbrek taş hastalığının ortaya çıkması oranı <strong>her 200-2000 gebelikte 1</strong> olarak kabul edilmektedir. Bu oran gebe olmayan doğurganlık çağındaki kadınlarla aynıdır. Taş hastalığının fazla görüldüğü riskli yer ve kişilere bağlı olarak görülme oranı da değişmektedir. Gebeliğin her döneminde ortaya çıkabilmekle beraber en sık son 3 ayında taş hastalığı saptanmaktadır. <strong>Erken doğuma neden olma olasılığı %40 a kadar yükselebilmektedir.</strong> Gebelikte en sıklıkta rastladığımız taş cinsi kalsiyum fosfat taşıdır(%74), daha sonra kalsiyum oxalat gelmektedir(%26).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.senbaskasin.net/bobrek-tasi-erken-dogum-nedeni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ideal kilonuzda olun</title>
		<link>http://www.senbaskasin.net/ideal-kilonuzda-olun.html</link>
		<comments>http://www.senbaskasin.net/ideal-kilonuzda-olun.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:47:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ideal]]></category>
		<category><![CDATA[kilonuzda olun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.senbaskasin.net/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[

Her kadın “Hamile kaldığımda çok kilo alacak mıyım, daha sonra bu kiloları verebilecek miyim?” sorusuna odaklanır. Ancak hamile kaldıklarında ideal kilolarında olup olmadıklarını pek önemsemezler. Aslında anne adayının da doğacak bebeğin de sağlığı açısından önemli unsurlardan biridir, anne adayının ideal kilosunda olmasıdır.
Hamileliğe İdeal Kilonuzla Başlayın, Hem Bebeğiniz Hem Siz Daha Sağlıklı Olun
Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/466_hamile_kilo.jpg" alt="" width="466" height="248" /></p>
<div id="divAdnetKeyword">
<p><span>Her kadın “<strong>Hamile kaldığımda çok kilo alacak mıyım, daha sonra bu kiloları verebilecek miyim?” </strong>sorusuna odaklanır. Ancak hamile kaldıklarında ideal kilolarında olup olmadıklarını pek önemsemezler. Aslında anne adayının da doğacak bebeğin de sağlığı açısından önemli unsurlardan biridir, anne adayının ideal kilosunda olmasıdır.</span></p>
<p><strong>Hamileliğe İdeal Kilonuzla Başlayın, Hem Bebeğiniz Hem Siz Daha Sağlıklı Olun</strong></p>
<p><strong>Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Asena Ayar</strong> hamileliğe kilolu ya da normal kilosunun altında başlayan anne adayları ve hamilelik döneminde normalin üzerinde kilo alan annelere bazı önerilerde bulunuyor.</p>
<p><strong>Fazla Kilo, Çocuk Sahibi Olmayı Olumsuz Etkiliyor</strong></p>
<p>Fazla kilo ile yumurtlama problemleri, kıllanma ve insülin resistansı arasında yakın bir ilişki olduğu ve bunların çocuk sahibi olmayı olumsuz etkilediği ispatlanmıştır. Öyle ki, kadında adet düzensizliği ya da yumurtlama problemleri var ise, sadece kilo vererek ve egzersiz yaparak, adetler düzenlenebilir, kiloya bağlı kan metabolizması değişiklikleri geriye döndürülebilir.</p>
<p><strong>Hamilelik Öncesi Fazla Kilolarınızdan Kurtulun<br />
Fazla kilolu olarak hamile kalırsanız;</strong></p>
<p>• Hamileliğiniz sırasında kronik hipertansiyona yakalanma oranınız yükselir.</p>
<p>• Preeklampsiye (hamilelik zehirlenmesi) yakalanabilirsiniz.</p>
<p>• Hamilelik şekeri riskiniz artabilir.</p>
<p>• Kilolu bebek doğurabilirsiniz.</p>
<p>• Ölü doğum gerçekleştirebilirsiniz.</p>
<p>• Yüksek olasılıkla sezaryenle doğum yapmanız gerekir.</p>
<p>• Doğum sonrası kanamalarınız, alt karın, idrar yolu, yara yeri enfeksiyonlarınızın olma olasılığı fazladır.</p>
<p>• Bebeğinizde beyin-omur-omurilik bozuklukları, karın duvarı, kalp anormallikleri ve birçok başka anormalliklerin görülme olasılıkları artabilir.</p>
<p>Bu sebeple fazla kilolu anne adaylarına, hamilelik öncesinde anne adaylarının yağdan fakir, liftten zengin diyet uygulayarak ve egzersiz yaparak kilo vermesi önerilir. Bu diyeti yaparken anne adayının doktorundan ya da bir beslenme-diyet uzmanından bilgi alması çok önemlidir. Çünkü bilinçsizce yapılan diyetler gebe kalma şansınızı azaltabilir.</p>
<p><strong>Çok Zayıf Anne Adayları da Dikkatli Olmalı</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde kilo artışına dikkat edilmesi gerektiği gibi, hamilelikten önce de anne adayının ideal kilosunda olması oldukça önemli. Ancak sadece fazla kilolu anne adayları değil, normalin altında kiloda olan anne adayları da dikkatli olmalı. <strong>“Aşırı zayıflık da hamilelik şansını tehlikeye atıyor”</strong> bunu unutmayın! Ayrıca zayıf kadınlarda, yetersiz beslenmeye bağlı olarak vitamin ve mineral eksiklikleri sıklıkla görülür. Bu sebeple, hamile kalmaya karar vermeden 3 ay ile 1 yıl önce uygun bir beslenme programı ile ideal kilonuza ulaşın. Anne adaylarına önerimiz vücut kitle indeksleri 18,5–24,9 kg/m2 arası, yani normal kilolu olarak hamileliğe başlamalarıdır.</p>
<p><strong>Hamilelik Döneminde İki Kişilik Yemek YEME!</strong></p>
<p>Hamilelik öncesinde anne adayının ideal kilosunda olması kadar hamilelik sırasında da kontrollü yemek yemesi ve beslenmesine dikkat etmesi de çok önemlidir. Hamilelik sırasında çok ve tek taraflı beslenmekten uzak durup temel besin gruplarından gün içerisinde yeterli ve dengeli almak gerekiyor. <strong>Üstelik sanılanın aksine ‘iki kişilik’ yemek de gerekmiyor. </strong>Hamilelik sürecinde fazla kilo almayı engellemek için yapılması gereken ilk şey; hangi besinlerden ne kadar tüketeceğinizi öğrenmek.</p>
<p>Hamilelik döneminde önerilen; tüm temel besin maddelerinden yeterli ve düzenli olarak alarak ideal beslenme şeklini oluşturmaktır. Proteinler, yağlar, karbonhidratlar, vitaminler ve mineraller olarak tanımlanan temel gıdalardan dengeli bir şekilde almak hamilelik sürecinden önemlidir. Besin değeri düşük gıdaları fazlaca tüketmek, gereksiz kilo almaktan başka bir işe yaramaz. Uygun beslenme planı için doktorunuzun ya da bu konuda uzman bir diyetisyenin önerilerinden yararlanmanızda fayda var.</p>
<p><strong>Hamilelik döneminde kişiden kişiye değişse de normal kilo alımı oranı 10 – 12 kilo arasında değişir.</strong> Ancak bu, anne adayının hamilelik öncesi kilosu ve boyu, yaşı, daha önce sahip olunan bebek sayısı, iştahı, metabolik bir hastalığının (diyabet vs.) olup olmadığı, sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, günlük fiziksel aktivitesine göre değişebilir.</p>
<p><strong>“Zayıf Hamilelik” Modasını da Takip Etmemeli</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde bilinçsizce besin değeri düşük gıdaları, aşırı şekilde tüketerek fazla kilo almak kadar, formunu kaybetmemk için az beslenmek de zararlıdır. Son yıllarda giderek yayılan zayıflama trendi, anne adaylarını da etkisi altına almaya başladı. Hamilelik sürecinde fazla kilolardan korkan anne adayları, formlarını kaybetmemek için bilinçsiz diyetler yaparak zaman zaman bebeklerinin hayatlarını tehlikeye sokabiliyor. Bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel yönden iyi gelişmesinin anne adayını sağlığı ve beslenmesiyle doğru orantılı olduğu unutulmamalıdır.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.senbaskasin.net/ideal-kilonuzda-olun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
